Malzeme listesini okudun, içinden “evet evet, ben bunu yaparım” dedin. Ama iş asıl şimdi başlıyor. Çünkü tarifi eline alıp “ya şimdi ne yapıyorum?” diye mutfağın ortasında telefon ekranına zoom yapan çok insan tanıyorum. O yüzden seni öyle klasik “mercimeği haşla, yoğur, bitti” tariflerle baş başa bırakmam. Bu tarifte her adımı beraber atacağız. Sanki mutfakta karşındaymışım gibi düşün. Elinde kaşık, gözünde kararlılık, aklında “umarım dağılmaz” düşüncesi… Tam yerindesin.
Mercimeği haşlayarak başlıyoruz: 1 su bardağı kırmızı mercimeği yıkayıp derin bir tencereye al. Üzerine 2,5 su bardağı su ekle. Altını aç ve kaynama başlayınca altını kıs. Mercimek suyunu çekip yumuşayana kadar pişsin. Lapa gibi olacak ama dibine yapıştırmadan, bu ince çizgi önemli. “Bu fazla mı haşlandı?” diye içinden geçiriyorsan, doğru yoldasın. Kapat, kenara al, soğusun. O zaten birazdan seni bekleyecek.
Kinoayı haşlıyoruz ama biraz özenle: 1 çay bardağı kinoayı güzelce yıka. Hatta birkaç su değiştirmekte fayda var, çünkü üzerindeki o hafif buruk tadı yıkamakla alıyoruz. Ardından 1,5 çay bardağı suyla tencereye al. Kaynadıktan sonra kısık ateşte suyunu çekene kadar haşla. Şimdi burada dikkat: kinoa ne taş gibi sert kalmalı ne de pelteye dönmeli. İkisinin ortasında, “evet ya, bu tam olmuş” dedirten bir kıvam hedefin.
Soğan, salça, yağ üçlüsünü bir araya getiriyoruz: 1 büyük boy soğanı rendele ya da çok ince doğra. Eğer soğanla göz teması kurmak istemiyorsan blender da kabulümüz. Ardından bir tavaya 3 yemek kaşığı zeytinyağını koy, soğanı ekle ve 1-2 dakika sotele. Sonra sırayla 1 tatlı kaşığı domates salçası ve 1 tatlı kaşığı biber salçasını da ekle. Karıştırarak birkaç dakika kavur. Hani şu “mutfağı ev kokusu sardı” hissi var ya, işte o anı burada yakalıyoruz.
Haşlanmış mercimek ve kinoayı büyük bir kaba alıyoruz: Şimdi asıl karışımı kurmanın zamanı geldi. Mercimeği ve kinoayı büyükçe bir kaba aktar. Üstüne soğanlı-salçalı karışımı da dök. Şimdi başlıyor tarifin ritüel kısmı: baharatlar.
Baharatı bol, sevgisi tam: lezzet eklemesi: 1 tatlı kaşığı kimyon, 1 tatlı kaşığı kuru nane, 1 çay kaşığı pul biber, 1 çay kaşığı tuz (ama damak zevkine göre artırabilirsin), yarım limonun suyu. Karışımı önce bir spatulayla karıştır ama eldivenini taktıysan bu noktada elle yoğurmaya geçmek serbest. Hatta tavsiye edilir. Çünkü bu köfte, elle yoğruldukça kendini bulur. Baharat her yana yayılsın, kıvam kendine gelsin.
Şekil verme zamanı: klasik form mu, yenilikçi yaklaşım mı? Şimdi bu karışımdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp sıkımla şekil veriyorsun. Dilersen minik hamburger köftesi gibi yuvarlayıp bastırabilirsin. Bu biraz senin sunum zevkine kalmış ama unutma: mercimek köftesi sıkım sıkımdır. Geleneksel şekil, nostaljiyle birlikte gelir.
Servise hazırlık: marullar dizilsin, limonlar kesilsin Bir servis tabağına marul yapraklarını yerleştir. Üzerine köfteleri diz ve limonu bol tut. Bu tarifin yanında limonla abartmak değil, görev bilincidir. İstersen üzerine biraz ince kıyılmış maydanoz serpiştir.
Bonus tüyolar: Tarifin kıvamı çok cıvıksa biraz nohut unu ya da yulaf unu (glutensiz olanından) ekleyerek toparlayabilirsin. Sert olduysa bir çorba kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı limon suyuyla müdahale edebilirsin. Bu köfte nazlı değil, sadece biraz ilgiye ihtiyaç duyuyor.
Ve işte karşında glutensiz, vegan, proteince zengin ama aynı zamanda gayet de lezzetli bir mercimek köftesi var. Öyle tarif dosyasının arka sıralarına değil, ön sayfalara yazılacak cinsten.